baraniko deniyor

Bugün güzel bir site/kişi/takip tavsiyesinin ilk yazısı olsun bu! Zaman zaman takip edilesi hesapları, siteleri paylaşacağımı bildirmiştim. İlk önerim benim için çok özel bir arkadaşımın blog’u ve postcast’i olacak…Biliyorum uzun yazdığım yazılardan çok şikayetçisiniz ama bu arkadaşımı öyle yüzeysel geçemeyeceğim! (Uzun olduğu için okuması zor gelen ama dostlarım direk olarak yazının sonundaki linke geçebilirler) Bu yazı “okumak zorunda olmadığınız ama okuduktan sonra size özel bir şeyler katacak” yazılar kategorisinde bir yazıdır…

Yıl 1992 falan… İlk okul 4’e gidiyorum. Öğretmenimiz (o dönemlerde çok yapılırdı) küme çalışması yaptırmıştı. Küme çalışması; öğrencilerin bir arada belli gruplar oluşturarak, takım çalışması vb gibi birlikte yapılan oluşumları pekiştirmek amaçlı öğrencilere uygulanan küçük çaplı bir simülasyondu. Sınıfta 3 sıra karşılıklı bir araya getirilir grup olurdu. Sınıfta bir grup etkinliği olduğu zaman her grup kendi içinde grup olur, diğer gruplardan ayrı çalışmalara tabi tutularak çalışmalar yapardı. (Ne kadar mantıklı bir hareket olduğunu kurumsal hayata geçtikten sonra anladım)  Bu arada annemin öğretmenlik yaptığı okuldayım. Öğretmen çocuğuyuz, tabi okulda belli bir statümüz var. Farklı bir öğretmende de olsam öğretmenimle aile dostu olmamız kaçınılmaz… Bir torpil var yani her türlü. Sınıf içinde olmasa da okul içinde var!  Öğretmenim Hülya Küçük! Son derece mütevazi, bilgili, çağdaş, Atatürk’çü, bir çocuğun sahip olabileceği en iyi ilköğretim öğretmeni diyebilirim… Sanırım o olmasaydı şu an eğitim adına elle tutulan çokta hatırı sayılan bir eğitim geçmişim olmayacaktı. İsterdim ki oğlum Ata onunla ilköğretime başlayabilseydi…  Okuma yazmayı öğretmesi yanında bize vermiş olduğu garip mütevazi duruş, çağdaş Xumhuriyetçi bir Türk genci olma tarzımız onun sayesinde oldu. Eğitim geçmişime baktığım zaman hayatıma damga vuran tek öğretmenim çok şükür ki o! (Bu arada kendisini hiç aramam o kadarda nankörüm, umarım bu yazılarımı okurken kırılmaz) Öğretmenimin birde kızı var Ekin! Onla beraber büyüdük. Hem okul öncesi hem okul sonrası ayrılmaz ikiliyiz Ekin’le. Ben, Ekin, sınıfın yine belirgin tipleri aynı kümedeyiz. Her küme 6 kişilik ve kendimize göre ister istemez bir grup psikolojimiz var. Ekin, ben, Fatma, İlve, Fadime, Esra… Tabiki grupta tek erkek ben…  Ekin’le ben her zaman ayrıyız tabi. Çünkü okulun öğretmenlerinin çocuklarıyız…  Herkesin beslenme çantası olur ama bizim olmaz! Çünkü biz öğretmenler odasında beslenme saatimizi geçiririz. Dönerdir, lahmacundur, kısırdır, börektir artık ne olursa tüketiriz oradan! Kendimize göre bir kraliyetimiz var! Okul tuvaletinde çocukları sıkıştıran “serseri” olarak değerlendirdiğimiz tüm çocuklar bile bizim olduğumuz ortamda bir saygı duyarlardı bize. Herkesi döven serseri kimlikli çocuk “Abi bir şeye ihtiyacın var mı?” diyerek gözümüze girmeye çalışırdı. Tir tir korkusundan öldüğümüz çocuktan hem korkardık, hem de o bizden korkardı, onun korkusunu kullanırdık… Bozuntuya vermeden okulun serserilerini lehimizde kullanabilirdik. (Günümüzün milletvekili çocukları gibi bir şeymişiz aslında…)

Neyse günün birinde öğretmenimiz bir arkadaş tanıttı bize Baran diye… İlkokul 4’e gidiyoruz artık. O da okulun bir başka öğretmeni Kezban öğretmenimizin oğlu… Okula sonradan gelenlerden. Dışlanmak zorunda olanlardan yani. Daha önce biraz daha standartın üstünde bir okulda okumuş, sonra bir şekilde bizim sınıfa hatta bizim kümeye düşmek zorunda kalmış değişik bir tip. Kocaman gözlükleri var şişe dibi gibi, peltek peltek konuşuyor falan anlaşılacak gibi bir tip değil! Hem tipi değişik hem yapısı. Mecburen Ekin’le ben ağırlamak zorundayız. Zaten yer yok kümede bir de öğretmen çocuğu hadi gel dedik mecburen. Yaptığımız kümede, iki kişilik sıralarda öğretmen çocuklarını ayırmama mecburiyetinden 3 kişi oturmak zorunda kaldığımız için ayrıca rahatsız edici oldu kendisi… Kendimize göre oluşturduğumuz saltanatımıza ortak geldi üstelik… Daha ilk ders adam tüm sorulara cevap veriyor, bizden ileri bizden farklı bir çocuk. Yani adam derslerde falan da başarılı! Zekilik falan var! Kıskançlık desen çocukluktan beri bende hiç olmadı ama adam farklı yani. O olmak istenen bir adam! Çoğunlukla okula gelmiyor falan, geldiği zaman 10 gün gelen 10 gün gelmeyen bir çocuk… Tarkan henüz star olmadan ikinci albümünden sonra onun star olacağını görebilen, söyleyen değişik bir vizyonist… Neyse zorunlu bir iki sohbet muhabbet derken adam değişik geldi bana! Öngörüleri, hayata bakış açısı, mizahı efsane… Hem kendi ile dalga geçen hem Dünya ile şakalaşabilen değişik bir tip… Yaşının bile egosuna ve endişesine sahip olmayan, hem bilgili hem mütevazi hem de örnek alınası bir kişilik. Tanımaktan zarar gelmeyeceği gibi bir arkadaşa ekstra değer katabilecek biri.  10 yaşında bile örnek alınacak bir adam düşünün, hakikaten öyle yani!

İlk teneffüs biz Baran’la başladık tabi sohbete. Biraz zoraki, öğretmen çocuğu olduğu için “ayıp olmasın”cı biraz da merak endişesi barındıran bir sohbet. Az konuştuk, çok güldük daha ilk günde… Bir de arada bulduğumuz taş ile ikimizinde beceriksiz futbol yeteneği ile taşla futbol oynamaya falan çalıştık. 10 yaşında gençlere göre kendimize göre siyasi bakış açımız falan vardı. 10 yaşında bir çocuk olarak bunları konuşacak adam bulmak zordu ama Baran’la bayağı yaş üstü sohbetler edebilmiştim ilk günden. Şimdiki gençler bitmezler o dönem hükümetler falan değişiyordu. Süleyman Demirel olsun, Tansu Çiller-Erdal İnönü olsun falan değişmeli falan takılıyorlardı. Bizlerde bunları yorumlayabilecek 10 yaşında çocuk karakterine sahiptik Baran’la. 10 yaşında tipler siyaset tartışabiliyordu yani. Bilimden, sanattan konuşabiliyorduk. O dönem o yaşta pantolonlarını toplayabilen bir çocuk bulamıyorken baarn benim için bir ekoldü! O dönem için Baran fazlasıyla yeterliydi benim için… Konuşmadan anlaştığım, konuştuğum zaman da aydınlandığım bir çocuk. Her konuşmada sohbette ufkumu açan bir arkadaş!

Arada buluştuğumuz yerler olurdu. Onun evi İstanbul Maltepe merkez taraflı, benim evim Esenkent taraflı ortada buluşur toprak sahası olan Esenkent Spor Tesislerinde futbol topu içinden çıkan şambrel ile maç yapardık. Çünkü ikimizde yeteneksizdik, topa vuramazdık. Şambrel yumuşaktı biraz kolaydı vurması… Baktık şambrel bile bize fazla taşla devam ederdik futbolumuza. Bazen’de sek sek oynardık çılgınlar gibi. Fizikler ancak o tarz oyunlara müsait tabi. Aslında yaşıtlarına göre zayıf kalan ama birbirini bulmuş memur çocuğu formatlı, ezik ama gururlu tiplerdik biz.

Okula gidip onunla görüşmeyi iple çektiğimi çok iyi hatırlıyorum. Ne zaman görüşsem ufkumun genişlediğini hissederdim Baran’la…Hep örnek aldım, hep öğrendim ve en önemlisi her zaman kendim olabildim onun yanında! Baran’la birlikteyken kendin ile ilgili herhangi bir ifade endişesi yaşamazsın çünkü anlar adam sen konuşmadan. Anlamasa da ilgilenmez senin aykırılığınla veya farklılığınla, kabul eder… Sevgi ve saygı kökenli bir kişilik anlayacağınız…

Yıl 2020 aradan yaklaşık 30 sene geçmiş biz  hala daha az konuşur, çok anlaşır ve çok güleriz kendisi ile… Başka da bir şey yapmayız ve bu hala yeterli benim için ve hala bana mutlaka bir şeyler öğretir öyle ayrılır yanımdan.

İlkokuldan sonra, Baran ile tekrar görüşmemiz Facebook furyasının ilk çıktığı zamanlara denk gelen bir dönemde oldu. İlkokul bittikten sonra tekrar görüşmedik. Orta okul, lise, üniversite dönemlerimizde yoktuk yani. Geçmişi ile sürekli olarak yaşayan, geçmişini unutmayan, hatta karşılaştığı her insanı, olayı, geçmişi ile yorumlayan biri olan ben; Baran’ı tabiki hiç bir zaman unutmadım ama görüşme şansımız nedense olmadı… Onunla tekrar görüşeceğim süreye kadar olan süreçte bile her zaman onun düşüncelerini hayata bakış açısı ile beslenen biri oldum. Facebook dediğimiz bu bok çıktığı zaman (henüz Türkçe değilken) bulduğum kavuştuğum arkadaşlarım arasında Baran’da oldu. Baran ile konuşmaya başladığımız yıllar sonra dediğim o dönem ilk kavuşma anımızda hiç hal hatır sormadık birbirimize! Yarıda kestiğimiz bir sohbet varmışcasına tekrar sohbete devam ettik ve anlamsızca sadece gülmeye başladık. Her şey yarıda bıraktığımız devam etti ve hala daha her verdiğimiz arada yarıda bırakmış gibi devam eder bu sohbet, muhabbet… Biz bu adamla hep bu olduk! 10 yaşında da’  35 yaşında’da… Sadece konuştuk, güldük, hemfikir olduk, beslendik ve gittik!

Konuşmazsın, görüşmezsin ama o adam vardır hep! Bir gün gel deyince gelir ya o adam Baran’dır işte!

İşte bu değişik tipin biraz tanıtımını yapmak için yazıyorum bu tavsiye yazısını… Değişik dediğime bakmayın, aslında hepimiz gibi bir adam. Tek değişik tarafı; yenilgilerini, hıyarlığını, tüm  sıçışlarını, utanmadan dile getiren, kendi deyimi ile bokunu çileğe dönüştürebilen bir adam Baran! Aslında hayatının büyük çoğunluğunu hepimiz gibi memur çocuğu formunda geçirmiş, genel olarak seçimlerinde “sıçmış sıvamış” bu durumu inkar etmediği gibi kabul etmiş, normal oğlu normal bir adam. Adamın tek yaptığı şey aslında normal olmak! Ama maalesef günümüzde o kadar çok normal adama ihtiyacımız var ki bu normal adam, şu an hepimiz için gayet anormal derecede normal bir adam!

Tabi öte yandan avukat olup, şehrin en iyi yerinde ofis açıp, henüz senesini doldurmadan meslekten istifa edip, Dünya’nın saçma sapan yerlerine karın tokluğuna çiftçilik yapmak üzere giden marjinal de bir adam aslında… Yani aslında olmayı hayal bile edemediğimiz bir adam!

Belki sizin küçük ama benim için büyük olan bu normal adam ara ara yazıyor… Ve zaman zaman konuşuyor…

Az yazıyor, az konuşuyor ama bana anlattığı gibi size de çok şey anlatıyor…

En önemlisi kimsenin yapmadığı şeyi yapıyor…

Egosuz, inkarsız, endişesiz, seni beni yazıyor…

Sizin için de normal, fakat tüm normalliğine rağmen hepimize bir beden büyük gelecek bu adamı tanıtmak boynumun borcu;

Acilen takip edin=> https://baranikodeniyor.wordpress.com/
Acilen dinleyin => https://soundcloud.com/user-757789706

 

ilk kişi tavsiyem herkesin bildiği bir ünlü bir kişilik için olmadı ama ilk tanıtım benim için ünlü kişilik Baran’ım için olsun… Normalliği ile kendisi ile gurur duyduğum bir arkadaşım. Eminim sizin için de önemli bir yeri olacak!

 

 

 

 

 

 

1 thought on “Baranikodeniyor”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir