covid-sonrasi-yeni-dunya

Ben artık bayılacağım! Şu Covid sonrası yeni Dünya beklentisinden, covid sonrası değişimden, gelişmiş teknolojiden, bizlere takılacağı iddia edilen chip’lerden ve içtiğimiz sudan giydiğimiz tangaya kadar dijitalleşeceği düşünülen herşeyden! Genç, beyaz yakalı arkadaşlarımızın her konuya uygun türettiği o “Covid sonrası …” diye başlayan o seminerler, gerçekten bir arguman barındırıyor mu bilemiyorum!  Bazen başka bir Dünya’da mı yaşıyorum? diye sorgulamaya başladım kendimi. Teknoloji ile ilgilenen biri olarak acaba diyorum “benim Dünyam dışımda başka gelişen bir şeyler var ben mi treni kaçırdım?” Covid öncesinde Dünya teknolojisi hangi durumdaydı ve ne oldu biz birden siber insan olma kararı verdik, buna inandık! Sadece iletişim dünyasında kullandığımız oyuncaklardan başka, Dünya’nın ilerlemesi ve doğal devamlılığının korunması yönünde hangi teknoloji buluşunu gerçekleştirdik. Son 100 yılda geliştiğini düşündüğümüz teknoloji, (mikroçip yeteneği konusunda gerçekten gelişmiş olmasına karşın) bize ne kadar yansıdı? Telgraftan akıllı saatlere kadar ilerledik fakat bunları şahsi olarak kullanıp hava atmaktan başka hangi çözüm yolunda kullandık? İletişim ve bilgiye ulaşma hızı gerçekten hızlandı ona sözüm yok. Bir sandalyeyi bile “alim” yapabilecek sınırsız bilgi ihtiyacımız karşılanıyor. İster istemez hiç bir bilgi arayışında hevesi olmayan bir kişi, bu bilgi akışından bir şekilde nasibini almasına rağmen (Alamayanlarda var maalesef) bu iletişim çağının olumlu oluşturduğu bilgi akış hızını kullanarak, dünya geleceği konusunda hangi düşünce yapısına sahip olduk?

Dünya’da hala daha zevk amaçlı avcılık var, plastik üretiminden kaynaklı okyanus kirliliği var, gelişmiş silah üretme çabası, sömürü, taciz, şiddet, savaş (ekonomi, ırk, din, din içi mezhep savaşları dahil) 1000 yıl önce ne varsa her şey var!

Enerjiyi şimdiye kadar neden daha fazla ürettik mesela? Yıllarca toprağın altını boşaltarak çıkardığımız petrol ile neler ürettik? Yapay zeka bize neler sundu? Kullandığımız IPhone’un arkasına 4 kamera koyduk fakat bunlar ile kaç hayat kurtardık? 1940 lı yıllarda Afrikaya çok düşük çözünürlüklü ilkel fotoğraf makinası ile fotograf çeken gazetecinin makinası artık hem avuç içine sığıyor, hem 4 objektife sahip, hem de derinlemesine boyut kazandırarak efektli çekim sunuyor, fakat hala daha aynı su içemeyen çocuğu çekiyor! Tüm bu gelişmeleri yaşarken bir türlü bitmek bilmeyen “Afrikalı susuz çocuk” görselinin gelişmesi konusunda ne gibi adımlar attık mesela! Eskiyen telefonumuzun yarattığı sıkıntı kadar bu görseli sıkıntı haline getiren var mı aramızda? Şahsen beni standartın üstünde çok rahatsız eden bu duruma, yavaşlayan telefonuma ayırdığım kadar bir bütçe bile ayırmadım! (yazarken utandım)

Dünya’nın en gelişmiş ülkesi olarak bildiğimiz ABD, 1960 yılından sonra (bu yılda da çıkılıp çıkılmadığı tartışma konusu) 60 yıl geçtikten sonra sonra özel bir şirket ve çılgın bir mucit sayesinde tekrar uzaya çıkma planları kurdu! Aynı ABD, geçtiğimiz hafta SpaceX şirketi ile denemeler yapmasına karşın mevcut Covid kaynaklı hastalarına bakabilmek için teknoloji konusunda geri olduğunu düşündüğümüz Türkiye’den solunum cihazı yardımı aldı! Bir yandan uzaya çıkmaya çalışırken bir yandan kendi insanını yaşatamayacak teknolojiye sahip olmak teknik olarak ne kadar gelişmişlik, düşündürücü…

Dünya’nın en büyük hava yolu şirketleri 2 ay içerisinde çöktü… Otomotiv sektörü, iletişim sektörü, spor, inşaat, ulaşım, turizm ne varsa… Hiç bir firma “yedek akçe” olarak tanımladığımız stoklarını yapmayı beceremediği gibi, becerenler ise iyi günde onlara kazandırdıkları çalışanları ile bu yedek akçeleri “paylaşmama” tercihini kullandı!

Kargo firmaları bir parça ürünü 1 aya yakın sürede getirdi veya hiç getirmedi! Temel hijyen ürünlerinde stok sıkıntısı, ardından üretim sıkıntısı ve başka bir ahlaki sorun fırsatçılık güdüsünden kaynaklı fahiş fiyat sıkıntısı yaşandı.

Peki 10 yıla kadar hayatımızı yönlendireceği düşünülen yapay zeka bu süreçte bize ne kadar yardım etti? O korkulan, çok tehlikeli olduğunu düşünülen, hayatlarımızı ele geçireceği iddia edilen günümüz insanının beyni ile kodlanan “Yapay Zeka” yani… Genel olarak bileşeni ve evrimi bilinen, kendinden önceki tedavisi bulunmuş versiyonları ile uğradığı mutasyonu hesaplanabilen bir virüsün aşısı, yapay zekanın yanından bile geçmedi.

Peki devletlerin insanları yönetmek için ayrıca özen gösterdiği, milyarlarca liralar ile finanse ettiği dini kurumlar! Onlar neler yaptı? Tüm dinlerin din adamları, enerji ve reiki uzmanları, Quantum şifacılar, mistik yaşam koçları tam olarak bu durumun kurtuluşu konusunda ne gibi katkı sağladılar? Hepsi maskeleri ile dualar, ritüller yaptı ve hepsi çözümü yine Norveç’de sayısı çok az olan bilim adamlarından çaresizce bekledi! Sahip oldukları finansal gücü ne yönde yönlendirdiler hep merak konusu…

En önemlisi; teknoloji ve bilgi akış hızından nasiplenerek kişilik olarak ne kadar geliştik? Teknoloji iyi bir birey hatta sadece “birey” olabilme konusunda bize neler kodladı?  Din kullanmadan veya Allah/Tanrı/Yaratıcı mesajlarını, kitaplarını okumadan, herhangi bir tanrıya görevmiş güdüsü beslemeden veya devletlerin 300 yıl önce yazdığı yasaları dikkate almadan “iyilik ve yardımseverlik” tanımını yapabilecek seviyeye geldik mi? İyi bir insan olmak için hep korkmamız mı gerekti? Hoşgörülü, alçak gönüllü, duyarlı, objektif, farkındalıklı, en önemlisi empati sahibi olabildik mi? Ön yargılarımızdan arınabildik mi? Tüm bu özelliklere sahip olmadan, bizden sonra Dünya’yı kullanacak olan nesle örnek olup, onları bir adım ileriye götürebilecek ahlaki ve yaşamsal bilgiyi verebildik mi? En önemlisi kendimiz ne kadar olabildik? sosyal ağlarda genel kabul görmüş yaşam kalıplarının dışında yaşayabiliyor olabilecek karaktere erişebildik mi? Sevdiklerimizi, yakınlarımızı bu sosyal çevrenin baskısından ayırarak, sadece onları “o olduğu için” sevebilme/yaşayabilme cesaretine erişebildik mi? Kendimizin, düşüncelerimizin, seçimlerimizin, ait olduğumuzu düşündüğümüz bir takım gruplardan farklı olduğunu kabul edebilme karakterine ne kadar sahip olduk mesela? Kendi beynimizi ve düşüncemizi kullanarak, baskı altında kalmadan ne kadar “biz” gibi yaşayabildik…

Tüm bu doğru bildiğimiz özelliklerimizden dolayı hepimiz çöktük aslında. Genel olarak çökme süreçlerinde başı çektiği düşünülen ülkemiz değil, hep birlikte insanlık olarak çöktük… Çin’den ABD’sine kadar insanlık çöktü. Sahip olduklarımızın yapaylığının bilincine erişen her insan/ülke en yakınından en uzağına kadar çözüm bekledi. 3 gün önce füze attığımız topraklara belki çözüm bulunur diye umutlu gözler ile bakmaya başladık. Şu an ihtiyacımız olanı, fazlası ile zevkle tükettiğimizi anladık! Zenginliği, fakirliği, ahlakı, sevgiyi, aşkı, saygıyı ve bunların hepsini harcadığımızı yine bu dönemde anladık. Teknolojik olarak çöktük, maddiyat olarak çöktük, insanlık olarak çöktük… Çözümü kısa süreli olarak içe kapanarak, geriye giderek, arınarak bulmaya çalıştık… Alışverişi bıraktık, eski alışkanlıkları değiştirdik, eski fotoğraflarımızı inceledik, eski arkadaşlarımızı hatırladık. Teknolojiyi sadece birbirimize ulaşmada sevgiyi paylaşmak için kullandık. Yıllarca görüşmediğimiz tanıdıklarımız ile bu süreçte tekrar kaynaştık. Eski hikayeler, anılar, yaşamlar bu süreçte yine trend oldu. Aynı ekonomik şartta olmayan veya onların şartlarına ulaştığımızı göstermeye çalıştığımız bir yakınımıza, gittiğimiz restoranı bir statü örneği gibi fotoğraflayıp hava atmayı bıraktık, evimizde ne denli minimal olabileceğimizi aslında böyle de mutlu olabileceğimizi anlatmaya, göstermeye başladık. Aileler, avm lerdeki park alanında oynayan çocuklar yerine birlikte evde oynadığı kareleri paylaşmayı daha güzel bulmaya başladı. Uzun lafın kısası mutluluğu ileride değil “geride” bulduk!

Hiç kimse daha ileri bir teknolojiyi hayal etmediği gibi teknolojiye olan güvenini tamamen yitirdi… Yeteneklerimizi, sahip olduklarımızı, neler yapabileceğimizi, aslında hiçbir şey yapamadığımızı/yapmadığımızı yine bu dönemde öğrendik… Ne teknoloji, ne insan, ne devletler ne de Sümer hikayeleri… Hiç biri bir işe yaramamış, anladık! Şimdi bu hiç bir şeyden nasibini alamamış insanlık, Covid sonrası 3 günde çağ’mı atlayacak? Çok saçma!

Eve 1 ay internet bağlatamadık bu süreçte. O chip’i takacak ne adam var ne teknoloji. Covid sonrasi değişecek tek şey market alışverişini belki artık online yaparız, zaten çökmüş, olmayan eğitimi belki yine web’den alırız o kadar… Eğer bu süreçte hatırladıklarımızı unutursak, minimal olamazsak, insanlık olarak yine belli kalıplar içinde yaşatılmaya devam ederiz… Teknoloji yine aynı seyrinde , Dünya’yı gerileterek, sadece tüketmeye yönelik gelişimine devam edecek. Birden ileriye gitmeyeceğimiz gibi, yavaş yavaş yok olmaya doğru devam edeceğiz… Diye düşünüyorum…

 

Fırat Uğurata

 

 

 

 

4 thoughts on “Covid Sonrası Yeni Dünya Zırvalığı”

  1. Ne teknoloji, ne insan, ne devletler ne de Sümer hikayeleri… Çok güzel tespitle yapmışsın. 2. dalgada insanlar birbirine yer.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir