muslum baba

Teknoloji temalı Blogumda böyle bir yazı yazmak istemezdim lakin birilerinin bir yerlerde bir şeyler yazması lazım… Birileri yazsın, birileri duysun bir şekilde okumaya erinmeyenler okusun ki empati yapabilsin diye düşündüm…

Müslüm Baba öldü… Herkesin bildiği Müslüm Baba değil ama… Kimsenin bilmediği, ne olduğunu, kim olduğunu sormadığımız, yaklaştığı zaman “aman kesin para isteyecek” diye ürktüğümüz, “1 dakikanızı alabilir miyim?” dediği zaman konuşmalarını dinlemediğimiz, muhtemelen kahve içtiğimiz mekanın garsonları tarafından “sizin için” uzaklaştırılan, yaşayan ama nasıl yaşadığı konusunda hiçbir fikrimizin olmadığı kişi olan Müslüm Baba…

Kendisi kendisini anlatamadı ama ben size kendisini anlatayım…

Kendisi Antalya sokaklarında yaşayan bir evsiz… Ben kendisini YARDIM GÖNÜLLÜLERİ EĞİTİM VE PROJE DERNEĞİ çatısı altında yaptığımız günlük bir etkinlik sırasında tanımış bulundum…

Öncelikle YARDIM GÖNÜLLÜLERİ EĞİTİM VE PROJE DERNEĞİ nedir biraz bundan bahsetmek istiyorum. YARDIM GÖNÜLLÜLERİ EĞİTİM VE PROJE DERNEĞİ, Antalya Devlet Hastanesi’nde hemşirelik yapan Umut Araz ablamız tarafından kurulan Antalya’da gerçek evsizlerin bulunup bir takım yardım severlerin buluşturulup onlara yardım edilmesine vesile olması adına oluşturulmuş bir platformdur. Sağ olsun Umut ablamız şahsen tüm evsizler araştırır ve gerçek evsizleri bizzat tespit eder. Bazen arada maaşı olan fakat buna rağmen evsiz olanları eler, gerçek anlamda evsiz olan herkesi toplar ve yardım severler ile buluşturur… Bizde elimize para geçtikçe, yardım etmek isteyen olursa veya bir şekilde gerçek ihtiyaç sahibi arayan birilerini bulursak aracılık ederiz hemen yönlendiririz buraya. Yapılan yardımın hiçbir şekilde boşa gitmeyeceği bir gerçek platformdur yani burası. Kimi insan bir akşam yemeklerini karşılamak ister kimi birilerini giydirmek ister bir şekilde buluşturulur, buraya yapılan yardım herhangi bir siyasi oluşum güdüsü ile boşa gitmez ve takip edilir… O evsizler zaman zaman seçilen bir restorana gider yemeklerini yer, karınları doyar o zaman ödemeler bizzat yapılır ve bunun takibi için görevli mutlak birileri hep vardır. Hiçbir yardımın boşa gitmediği gerçek ihtiyaç sahiplerine anında dokunan bir platformdur burası…

Bir yemek organizasyonunda tanıdım Müslüm Baba’yı. Zaten bende topu topu 2 defa gittim bu yemek organizasyonuna. Müslüm Baba ile tanıştım çok büyük bir şans eseri… Kendisi kendisinden hiç bahsetmez fakat görünüş itibari ile entelektüel görünümlü bir şekilde bulduğu kitabı ile dolaşan, mahcup, değişik bir evsizdi kendisi… Tanıştıktan sonra çok kez sokakta karşılaştık kendisi ile. Ayrı zamanda hep ayrı noktalarda görürdüm kendisini. Tek bir yeri yoktu. Hep hatır sorardı fakat hiçbir zaman bahsetmezdi kendinden. Acıklı hikayesini çok sonradan öğrendim…

Müslüm Baba “Eski çarpık Türkiye’nin yarattığı “Yeni gelişmiş olduğunu iddia ettiğimiz Türkiye’nin sahip çıkmadığı belki de binlerce görmediğimiz mağdurundan biri… Kendisi üniversite mezunu bir öğretmen.  1980 li yıllarda kendisinin bile ne yaptığını bilmediği siyasi bir suçtan dolayı Diyarbakır Cezaevinde hapse giren, orada çeşitli işkenceler sonrasında duygusal olarak ağır hasarlar alıp hayattan kopmuş biri. Sadece hayattan değil, eşinden ve çocuklarından kopan biri…   Evine bir mektup bırakıyor ve 36 yıl sokaklarda yaşamayı tercih ediyor. 36 yıl boyunca bu travmayla yaşamış, tedavi edilme şansına erişemediği için evini terk etmemesi gerektiği doğruluğuna ulaşamamış, muhtemelen kendisini ifade etmek istese de dinlenmemiş toplum mağdurlarından biri kendisi… Artık kendisine ne yaşatıldıysa, kapalı alanda yaşayamaz, yaşarsa kendisine tehlike geleceği düşünen bir evsiz. Kendisi ve ailesi hakkında konuşmayan sadece çocuklarının ismini bilen biri. Umut Ablamız kendisine bir bakım evi ayarlamış ama kendisi orada kalırsa öleceğini düşündüğü için kabul etmemiş. Hatta evsizler için ayarlanan geçici barınaklarda bile kalmamış, orada öleceğini düşündüğünden sokaklarda yaşamayı tercih etmiş. Son zamanlarca çok hasta olduğundan dolayı YARDIM GÖNÜLLÜLERİ EĞİTİM VE PROJE DERNEĞİ gönüllüleri tarafından toplanan paralar ile bir pansiyonda kalmaya ikna olmuş.  Ne acıdır ki korktuğu başına geldi ve burada geçen hafta hayata gözlerini yumdu… Polis bu aşamadan sonra ailesini bulmuş fakat çocukları 6 aylıkken onları bırakan babalarını hiçbir zaman tanımadıkların bildirmişler. Babalarını tanıyamayan çocuklar ancak dna testi ile cenazeyi alabileceklerini söylemişler.

Yaşadıklarından utanmaması gereken, ama ne yaşadığı konusunda hiçbir fikrimiz olmadığı ve bu utanç ile ailesini terk edecek ve 36 yıl boyunca sokaklarda aramızda yaşayan, itip kaktığımız kişi olacak kadar travma yaşamış biri Müslüm Baba… Bakmayın baba dediğime öldükten sonra Müslüm Baba dedim kendisine. Sokakta gördüğümüz zaman bırak babayı “git şurdan” diyip uzaklaştırdığımız kişinin ta kendisi Müslüm Baba… O dönemin yargı şeklince kendisinin bile kendisini yargılayacak bir muamele yaşamış, ailesini terk etmiş ve ömrünün sonuna kadar kendisini hayata kapatmış, ne eski ne yeni Türkiye’nin sahip çıktığı biri kendisi… Bağımlılık, saldırganlık veya herhangi bir olumsuz yönü olmayan son derece aydın, sadece yaşadıklarından dolayı kendisini hayata karşı soyutlamış bir insandı.

Çok üzgünüm ki ben bu haberi bugün aldım. Kendisi, “kendisini” yaşayamadan vefat etti… Yaraladığımız gibi, 40 yıl öncesini hatalarını bilmemize rağmen, yaralarını sarabilme potansiyeline sahip sosyal kurumlarımız oluşturulmuş olmasına rağmen yaraları saramadan uğurladık kendisini… Sadece kendi değil, kendi ile birlikte babasız büyüyen çocukları da göremeden uğurladık…

Büyüklerimizin bizlere anlattığı 80’li yılların yargılama sistemi artık sadece bir hikaye. Ama bize hikaye gelen bu gerçeklerin acısını yaşamış ve 40 yıl boyunca belki de gereksiz bu acı ile koskoca bir hayatı heba etmiş bir insanı kaybettik…

Maalesef göremediğimiz tek şey Müslüm Baba değil!  Kirli kıyafetinden dolayı dinlemeye tahammül etmediğimiz, para istediği için anlaşılmayı hak etmediğini düşündüğümüz, sadece bu ülkede yaşadığı için birtakım travmalar yaşayarak hayata küsmüş ve bu travmaların yine bu ülke tarafından tedavi edilebilme imkanı olabilecekken bu imkana sahip olamamış insanlar var aramızda… Yaşıyorlar ve görmüyoruz…

Bu insanlar suçlu değil, evsiz değil, akılsız değil ve sokaklarda yaşamayı bir edebiyat haline getirmiyorlar. Bu insanlar doğru düşünemiyorlar. Ve bu insanlar kendi içlerinde değil ortamın getirdiği sonuçlar yüzünden doğru düşünemiyorlar. Bugün doğru düşünürken yarın senin yaptığın herhangi bir tutumdan dolayı doğru düşünemiyorlar. Doğru düşünemeyen o beynin sorumlusu o değil!  Ben, sen, devlet, hükümet her neyse bizzat o… Biz yani!

Kabul ediyorum! Ben de ailemle bir yere giderken kırmızı ışıkta birini gördüğüm zaman ilk olarak kapıları kilitleyip, camı kapatıyorum. Tehlikeli olabileceğini düşündüğüm birine karşı ilk elime sert bir cisim olarak ne geçirebilirim diye bakıp herhangi bir saldırıya karşı gard alırım diye düşünüyorum. Ön yargılarımı bende kıramıyorum maalesef fakat göremediklerimiz önyargılarımız ve hatalarımız hep ortak ve bu önyargılar kabul edelim ki var!

Bu insanlar aramızda… Üzüldüğüm kırıldığımız nokta ki şu ki sokaktan gördüğümüz herkes bağımlı değil. Serseri değil ve gerçekten evsiz veya fakir değil. Sokaklarda yaşadığı tedavi edilebilir travmalardan dolayı yaşayan o kadar insan ki var ki bu görememek anlayamamak gerçekten çok kırıcı. Tecavüze uğradığı için sokakta yaşayan bir kadın, baba şiddeti gördüğü için evden kaçmış bir çocuk, devletin birimlerinde işkence görmüş Müslüm Baba gibi kişiler, zorla madde bağımlısı haline getirilmiş ve bundan kurtulmayı temenni eden ve o an doğru düşünemeyen o kadar insanlar o kadar çok ki maalesef bunları ancak belli bir gruplar altına girip empati yapmak istediğiniz zaman görebiliyorsunuz.

Bu insanlar tedavi olmak istemiyorlar, kaçıyorlar… Çünkü dinlenmemişler, dışlanmışlar ve kullanılmışlar… İkna etmesi sıradan insanlar için teknik olarak mümkün değil. Sosyal hizmet uzmanlarının psikologların bir şekilde sokaklarda olması gerekiyor. Sokaklarda olamıyorlarsa YARDIM GÖNÜLLÜLERİ EĞİTİM VE PROJE DERNEĞİ gibi kurumlar ile ortak çalışmaları gerekiyor, okumaları gerekiyor, araştırmaları gerekiyor. Bunun için ekstra efor sarf etmeleri gerekiyor. Klimalı ortamlarda sadece gelen şikayetler üzerine işlem yapmak mantıklı değil. Bu insanların “tedavi istemiyorum” seçimini yasal gerekçeler ile kişinin kendi özgür hür iradesiymiş gibi kabul etmek gerçekçi bir yaklaşım değil! Bu insanlar dinlenmeli, tedavi edilmeli ve topluma kazandırılmalı. Sadece dinlenmediği için yaşanabilecek çok güzel hayatlar heba oluyor. Evsizler arasında hayat küsmüş darılmış kırgın çok kimse var.  Bu kırgınlıklar, küslükler onlara hak etmediği hayatları yaşayıp ölmelerine neden oluyor. Önce psikolojik destek, sonrasında tedavi şart… Her şeyden önemlisi yetkililerden önce onları gördüğümüz zaman, onlara herhangi bir cümle kurmadan önce “EMPATİ” kurmamız en büyük şart…

Gerçekten üzgünüm… Konu profesyonel olarak devlet kurumlarını ilgilendiriyor olsa da;
amatör olarak “bende bundan sorumluyum” diyebilen, gördüğümüz zaman, yargılamadan, ürkmeden “EMPATİ” yapabilecek insanlar olamamızdan dolayı, hayatına hiçbir katkımız olmayan Müslüm Baba’yı sadece lafta anıyorum…

 

 

 

 

1 thought on “Müslüm Baba’yı kaybettik!”

  1. “Dünya herkesin ihtiyacını karşılayacak kadar zengindir, hırsını karşılayacak kadar değil.” Mahatma Gandhi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir